detaylı arama
Günün Başlıkları (68)(68)

Sosyal Alışveriş Teorisi


  1. 1.
    Sosyal alışveriş teorisi, 1950 sonrası ortaya çıkmış, burjuvazinin ekonomi politiğine uygun olarak, bireyi, bireyin etkileşimlerini, grup ilişkilerini açıklamaya çalışan çağdaş sosyoloji teorilerinden birisidir.

    Sosyal alışveriş teorisinin temelinde rasyonel seçim teorisi vardır. I. Ve II. Paylaşım Savaşları sonrası sorunlardan bunalan, savaşların tahrip ettiği bireyi ve bu bireylerin sorunlarını konu alan bir Amerikan sosyoloji geleneğidir. Sembolik etkileşimciliğin arka planında yer alan bazı isimler, sosyal alışveriş teorisinde de yer alırlar. George Simmel gibi. Sosyal alışveriş teorisinin beslendiği kaynaklardan birisi George Simmel’dir.

    Simmel, toplumda bireyler arasında karşılıklı etkileşim olduğunu söylemektedir. Bu vurgusu, sosyal alışveriş teorisi açısından önemlidir. Ve bu yönüyle sembolik etkileşimcilerle benzerlik göstermektedir.
    Sosyal alışveriş teorisinin kilit kavramları; alışveriş, etkinlik, etkileşim, ceza, güç, iktidar, fayda gibi kavramlardır. Fakat ana kavram “Alışveriş” tir. Sosyal alışveriş teorisindeki bu alışveriş kavramı, ekonomik bir kavramdır.

    Sosyal alışveris teorisi, bireyler arası ilişki ve etkileşimleri temel alır. Toplumdaki mikro yapıları kendisine konu olarak seçer. Teori, bireysel etkileşim, bireysel davranış üstüne yoğunlaşır; geniş ölçekli kurum ve yapılarla ilgilenmez. Kapitalizmin ekonomide öngördüğü ilişkilerin sosyal yaşamda da geçerli olduğunu iddia eder. Teori, özünde akılcı ve kâr güdüsüyle donanmış, liberal ve pragmatist insan tipi inşa etmeyi hedefler. Kapitalizmin makro krizlerini umursamaz, onlarla ilgilenmez ve kapitalizmi meşrulaştırır. Mikro problemlere yönelen bir teoridir.

    En önemli temsilcileri; George C. Homans ve Peter Blau’dur.
    Sosyal alışveriş teorisi, ekonomi, antropoloji ve psikoloji ile ilgilidir. Bu teori; Adam Smith, David Ricardo, John Mill, Bentham’ın “yararcılık”, Bronislaw Malinowski’nin “alışveriş psikolojizmi”, Marcel Mauss’un “yapısalcılığı” ve Levi Strauss’un “yapısalcılığına”, Skinner’in “psikolojik davranışçılık” anlayışına dayanır.

    Sosyal Alışveriş Teorisi, yararcı ekonomi, işlevsel antropoloji ve davranışsal psikolojinin bir sentezidir. Bu teori, ekonomik alışveriş sürecinin mantığından hareket etmiştir. Fertler, diğer fertlere mal ve hizmet sağlarlar ve bunların karşılığı olarak da istedikleri mal ve hizmetleri elde etmek isterler.
    Sosyal alışveriş kuramcıları, sosyal etkileşimin ekonomik alışverişe benzer olduğunu düşünmüşlerdir. Sosyal hayatta da alışveriş ve onun mantığı geçerlidir. Ekonomik alışveriş ile sosyal alışverişin benzer ve farklı yönlerini ortaya koyan ilk filozof Aristoteles’tir. Aristo, ekonomik alışveriş ile sosyal alışverişin temelde aynı şey olduğunu söyler. Ekonomik etkinliklerde veren ile alan arasında bir ilişki, etkileşim vardır. Bu ilişki, etkileşim sosyal hayatta da aynı şekilde meydana gelir. İkisinde de iki tafa vardır ve iki taraf da kendi çıkarını, kârını düşünür, Aristo, sosyal ve ekonomik alışverişin farklı bir yönünden de bahseder: Ekonomik alışverişte koşullar önce belirlenirken; sosyal alışverişte böyle bir durum olmaz.
    Sosyal alışveriş teorisinin arka planında antropolgların etkisini görmek mümkündür. Bronislav Malinowski, Levi-Strauss ve Marcel Mauss bunlardan önemli olanlarıdır.

    Sosyal alışveriş teorisi Malinowski’nin yapısalcı duruşundan yola çıkmış; özellikle de ilkel toplumları açıklarken kullandığı “karşılıklık ilkesi”nden hareket etmiştir.
    Malinowski’ye göre; Birbirini tanımayan kabilelerin mal değiş-tokuşu, zamanla sosyal iletişim ve etkileşimi arttırır. Bu ekonomik alışverişler zamanla bireyler arasındaki ilişkiyi, etkileşimi arttırır ve geliştirir.

    Levi-Strauss ise; düşman olan ve birbirlerini yok etme savaşı veren kabilelerin bile, karşılıklı kız alıp verme süreci ile barıştıklarını ve bunun çok önemli bir sosyal ilişki süreci olduğunu ifade etmiştir.
    Marcel Mauss ise; “Armağan” adlı eserinde; İlkel kabilelerde alma-vermenin, özellikle de armağan alma vermenin sosyal ilişkileri geliştirdiğini söyler. Ancak sosyal ilişkilerde alınıp verilen armağanların birbirine eş değer olmaları gerekmektedir; aksi takdirde güç ve statü farklılaşması ortaya çıkar. Armağanlarda bir denklik olmalıdır.” der.

    Skinner’in Davranışçı Psikolojisi’ne göre ise; İnsan davranışlarının gerisinde ödül edinme eğilimi vardır. İnsanlar, ödül getiren davranışları sergilerler.
    Sosyal alışveriş teorisinin arka planında Rasyonel Seçim Teorisi bulunmaktadır.
    Rasyonel Seçim Teorisi: Adam Smith ve Ricardo’nun görüşlerine dayanır. Bu teori, bireyleri sosyal yaşamda tıpkı ekonomik ilişkilerde olduğu gibi akılcı eylemde bulunan ve kendi çıkarlarının peşinde koşan varlıklar olarak kavramsallaştırır. Bu teori, akıl, çıkar, eylem gibi terimlerden örülmüştür. Bütün bireyleri amaçlı ve kararlı aktörler olarak görür. Sosyal yaşamda bireyleri, rasyonel karar verici olarak kabul eder. Teori, insanların rasyonel olduklarını ve hareketlerini, amaçlarına ulaşmakta etkili gördükleri araçlara dayandırdıklarını kabul eder. Rasyonel seçim teorisi, bireylerin eylem ve ilişkilerini anlama ve çıkarlarını en üst seviyeye taşıma anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Kapitalist ekonominin yasaklarının sosyal hayatın her alanında geçerli olduğunu iddia eder. Yani birey, pazarda mal alırken nasıl rasyonel davranıyorsa, sosyal hayatta da öyle davranır, kendi kazançlarını arttırmanın yolarını arar, kayıplarını en aza indirmek için çaba sarfederler. İnsanlar kendileri için en rosyonel olanı seçerler.
    RasyonelSeçim Teorisine göre üç tür seçimle karar veririz: Riskli olmayan seçim, Riskli seçim ve Belirsizlik durumu.

    Sosyal Alışveriş Teorisinin temel tezleri şunlardır:
    1.Sosyal hayatta insanlar arasında karşılıklı ilişki ve etkileşim vardır.
    2.İnsanlar yaşamlarında akılcı davranırlar.
    3.İnsanlar her türlü ilişkilerinde yalnızca kendi çıkarlarını düşünürler.
    4.Sosyal hayatta insanlar arsındaki karşılıklı ilişki ve etkileşim söz konusudur.
    5.Sosyal hayatın kendisini oluşturan alme-verme ilişkisinde denklik esastır. Yaşamın kendisi karşılıklık ilkesi üzerine kurulmuştur.
    6.Alışveriş sürecinde ödül etme önemlidir.
    7.Ödüller yalnızca sosyal etkileşimle elde edilir. Kişiler, kendilerini ödüllendirici ilişkilerini sürdürürler. Kendilerine ödül getirmeyen ilişkilerini ise bitirirler. Dolayısıyla ilişkilerini sürekli olarak yenilerler.
    8.Alışveriş insanlar arasında güç ve statü farklılaşmasına sebep olur. Alışveriş sosyal ittifakı güçlendirir ve toplumun bütünleşmesini sağlar.
    9.İnsanlar sosyal ilişkilerinde rasyonel düşünerek karar verirler.
    10.İnsanların mutluluklarının ya da mutsuzluklarının kaynakları kendileri değil; yine diğer insanlardır.

    George C. Homans’ın ödül üzerine 5 önermesi vardır;
    1.Başarı Önermesi
    2.Uyaran Önermesi
    3.Değer Önermesi
    4.Doyumsuzluk – Mahrumiyet Önermesi
    5.Saldırganlık – Onama Önermesi

    1)Başarı Önermesi: İnsanlar, gündelik hayatlarında kendilerine en fazla ödül getiren davranışları veya hareketleri sürekli olarak tekrarlarlar.

    2)Uyaran Önermesi: Bireylere çok sayıda başarı ve ödül getiren davranışların ötesinde bir uyarıcı, bir uyaran varsa birey o davranışını sürekli olarak yineler. İnsanlar kendilerine bir uyaran ile bir uyarıcı sayesinde meydana gelen davranışı, ona ödül getiriyorsa eğer dikkate alır, daha fazla ödül için u davranışı sürekli tekrar eder, yineler.

    3)Değer Önermesi: Kişinin davranışarı arasında, diğer insanlar arasında en fazla değer gören, kabul gören davranışı ne ise, o davranışı daha çok sergiler.

    4)Mahrumiyet – Doymuşluk Önermesi: George C. Homans’a göre; bütün insanlar ödül peşindedir.insanların davranışlarının bir kısmı performanslarını yerine getirse de, o ödül getiren davranışı sergileseler de, ödül elde edilemeyip bundan mahrum kalınabilir. Sürekli ödül getiren davranış bir süre sonra doymuşluğa yol açar. O ödül artık anlam ifade etmez. Sürekli başarı doymuşluğa yol açmıştır.

    5)Saldırganlık- Onama Önermesi: İnsanlar, kendilerine ödül getireceğine inandıkları davranışları sergilerler. Bu ödülü elde etmek içinher tülü şeyi yaparlar. Ödülü hak etmiş olmalarına rağmen, sonuçta bu ödüle sahip olamazlarsa saldırgan davranırlar. Diğer insanlar tarafından aranırlar, kabul görürler; yani onanırlar. Sosyal Alışveriş Teorisinin özünde ödül vardır. Bu ilişkilerin özünde de ödül vardır. İnsanlar, ödül ve ilişkileri ile çevrelerini genişletirler.

    Sosyal alışveriş teorisyenlerine göre; alışverişte bulunan bireyler arasında bir ittifaka, bir b,r bütünleşmeye yol açar. Sosyal alışverişte denklik esastır. Bu teorinin kısaca eleştirisini yaparsak; sosyal alışveriş teorisinin yapı sorununu çözemediğini, anti-Marksist bir mantaliteye sahip olduğunu, söyleyebiliriz. Bu teori, bireyi kapitalist sisteme göre yetiştirmeye en uygun teoridir. Bu teori mikro sosyolojik çözümlemelerle ilgili bir teoridir.

    Bu yazı, macaruk tarafından, 21 Ekim Cuma 2011 saat 00:30'da yazıldı

    -
    macaruk

Dolu Sözlük 2011

Dolu Sözlük içerisinde yer alan, Dolu Sözlük tarafından derlenen bilgiler tamamı ile doğru ve gerçektir.Tümünün akademik temeli ve meşru bir kaynağı vardır.t kullanıldığında kaynağın gösterilmesi zorunludur.Dolu Sözlük içerisindeki kullanıcıların yazdıkları ya da yazacakları yorumların,konuların gerçekliğini Dolu Sözlük garanti etmez,kullanıcılar Dolu Sözlük te eğlence amaçlı,çeşitli paylaşımlar ve yorumlar yapabilir bunlardan doğacak tüm hukuki durumlarda Dolu Sözlük sorumlu değildir.Kişiler kendi yazdıklarından sorumludurlar.Dolu Sözlük kanunlara saygılı fakat yasakçı zihniyete karşıdır.Daha fazla özgürlük naraları arasında daha fazla yasakçılık zihniyetine kesinlikle karşıdır.Dolu Sözlükteki içerik küçükler için zararlı da olabilir.Dolu sözlük 18 yaşından küçüklerin kayıt olamayacağı bir sayfadır.
MOBiL SiTE | KULLANIM ŞARTLARI | GİZLİLİK İLKELERİ | SIK SORULAN SORULAR | HAKKIMIZDA | KORKUSiTESi.COM | HANGiFiLM.NET